Delia Owens'la Kya'nın Şarkı Söylediği Yer Üzerine Bir Röportaj

Delia Owens’la Kya’nın Şarkı Söylediği Yer Üzerine Bir Röportaj

Yayımlandığı günden beri çok konuşulan Kya’nın Şarkı Söylediği Yer’in kitabı kadar konuşulacağını düşündüğümüz uyarlaması geçtiğimiz günlerde vizyona girdi. Ekibimizden Mina Yıldız ise sizler için yazarın Book Browse ile yaptığı kitap hakkında merak edilen noktalara değindiği bu röportajı dilimize çevirdi. İyi okumalar!

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer

Book Browse: Romanda, Kuzey Carolina kıyı bataklığının kendisi de neredeyse bir karakter, hikâyeniz için bu yeri seçmenizin nedenleri neler?

Delia Owens: Kıyı bataklığını seçtim çünkü buraya biraz aşinaydım ve diğer güney bataklıklarını da oldukça iyi biliyordum. Küçük bir kızken, annemle birlikte Okefenokee Bataklığı ve diğer vahşi yerlerde kano kampına giderdim.

Kuzey Carolina bataklığını seçmemin diğer önemli sebepleri ise şunlar: 400 yıldan uzun süredir bu kontrol altına alınamamış delta ve haliçlerde yaşamış olan insanların tarihsel nüfusu ile ilgili çok az şey yazılmış. Bu cesur ruhlar, isyânkar denizcilerin, serserilerin, borçluların, kaçak ve özgür bırakılmış kölelerin bir karmaşasıydı. Bu insanlar, arazide yetişenlerle hayatlarını geçirerek ve o zamanda hüküm süren hangi yasa varsa -İngiliz, taşra veya Amerikan yasası- görmezden geldikleri için toprak sahipliği üzerinde çeşitli iddialarla kavga ederek yaşıyorlardı. Kya 1940’larda doğdu ve muhtemelen, nesiller boyu kendi kara ve su vatanlarında yaşamış olan gerçek bataklık insanlarının son gerçek temsillerinden biri.

(Not: Burada yüzyıllar boyu yaşamış olan Kızılderilileri görmezden gelmek istemem. Fakat bu romanı onlar hakkında yazmadım. Kızılderililer, güçlü aile yapıları ve yasaları ile düzen içerisinde yaşayan, oldukça medeni insanlardı.)

Bu bataklığı seçmemin diğer bir sebebi ise, vahşi bir yer olmasına rağmen Kya’nın burada kendi başına hayatta kalmasının makul olması. Bize çok iyi gösterdiği gibi, toplanılabilir yiyecekler bol, sıcaklıklar orta ve saklanılacak yer fazla. Ve Jumpin ve Mabel gibi arkadaşlar çok uzakta değil.

Book Browse: Bize ana karakter Kya Clark’tan biraz bahsedin. Ailesi tarafından 10 yaşındayken terk edildi, kasaba yerlileri tarafından reddedildi ve küçümsendi ve günümüzde çoğumuzun hayal bile edemeyeceği engeller ile karşılaştı. Sadece bu koşullarından kurtulmakla kalmayıp, aynı zamanda kendisi için tatmin edici bir hayat kurmayı nasıl başarabildi?

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer

Delia Owens: Kya, hem her küçük kız hem de milyonda bir rastlanılan biri. Kya hepimiz. Kendisi, olmamız gerektiğinde ne olabileceğimizi temsil ediyor. Ona tüm kalbimle inanıyorum. Hayat gerektirdiğinde hepimizin hayal edebileceğimizden fazlasını yapabileceğine inanıyorum.

Kya’nın hayatta kalmasını gerçekçi ve inandırıcı bir şekilde yazmaya özen gösterdim. Bana göre, hikâyenin muhtemel olması gerekiyordu. Kya 10 yaşına gelene kadar kasıtlı olarak Pa’yı hikâyede tuttum. Bu yaş, yiyecek ve yakılacak odun toplayabildiği, yemek yapabildiği ve bataklıkta ve denizde kayıkla gezebileceği bir yaş. Ve elbette, bu yaşında artık herkesten kaçabilir ya da saklanabilirdi. Bu yüzden gerçekten yalnız olduğunda artık kendi yetenekleriyle hayatta kalması oldukça muhtemeldi.

Ayrıca o da hepimiz gibi zeki ve yetenekli. Bataklık canlıları onu büyülemişti ve bu yüzden kabuklar ve tüyler biriktirmeye başladı, bunu yaparken de doğadan dersler edindi. Hiç arkadaşı ya da ailesi olmadığından, tek eğlencesi etrafındaki doğayı gözlemlemek, kaydetmek ve biriktirmekti. Ve bunu yaparak doğa tarihi hakkında muazzam miktarda öğrendi, zihnini ve yeteneklerini geliştirdi. Bunlar sebebiyle de gerçek bir doğa bilimcisi olmayı ve çok sayıda referans kitabı yayınlamayı başardı. Kya’nın bataklık yaşamı koleksiyonları türünün en eksiksiz ve derin olanları haline geldi. Yaşamın -onun ve bataklığın yaşamının- gerçek ve tatmin eden bir çalışması haline geldi.

Fakat unutmayalım ki Kya aynı zamanda maceracı, hazırcevap ve cesurdu da. Ve sevgi dolu. Başkalarıyla olma şansını elde ettiğinde, öncesinde gizli olan özellikleri parlamaya başladı.

Kya’nın Şarkı Söylediği Yer

Book Browse: Kya yalnızlık ve tecrit içerisinde büyüyor. Afrika’nın uzak bölgelerinde araştırmacı olarak edindiğiniz deneyimler bu karakteri yazmanız konusunda sizi bilgilendirdi mi?

Delia Owens: Yetişkin hayatımın çoğu -23 yıldan fazlası- aşırı ya da kısmi izolasyonda geçti. Yedi yıllık bir süre boyunca Kalahari Çölü’nde başka biriyle yaşadım ve İrlanda büyüklüğündeki bir bölgede sadece iki kişiydik. (Güneyde bazı yerliler vardı, ama o kadar uzaktalardı ki onları hiç görmedik.) Luangwa’da çok izole bir yerde kendi kampım vardı, yani yirmi üç yıl boyunca bir başımaydım. Şimdi bile Idaho’da genellikle haftada sadece bir veya iki kez başka insanlarla görüşüyorum.

Yani evet, kesinlikle, kendi deneyimlerim Kya’yı yarattı. Yalnız olmanın nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Etrafta başka kız arkadaş olmadığı için babunlar ve kahverengi sırtlanlarla arkadaşlık kurmanın nasıl bir şey olduğunu, izolasyonun insana kendini ne kadar özgüvensiz ve yetersiz hissettirebileceğini biliyorum. Oraya ait hissetmediğin için insanlardan kaçmanın nasıl bir şey olduğunu da biliyorum.

Bununla birlikte, bir pumayı kumda nasıl izleyeceğinizi veya bir geyiğin alarm çağrısını nasıl tanıyacağınızı öğrendiğinizde özgüveninizin nasıl arttığını da biliyorum. Vahşi doğada yaşayabildiğiniz zaman -sağanak yağmurda ateş yakmayı başardığınızda, karanlıkta yolunuzu bulabildiğinizde- kendinize gerçekten inanmaya başlıyorsunuz. Hala yalnız olabilir ve hala insanların yanında kendinizi garip hissedebilirsiniz, ancak artık, mümkün olduğunu düşündüğünüzden çok daha fazlasını yapabileceğinizi biliyorsunuzdur.

Bütün bunlar Kya: Yalnız, kendinden emin olmayan, insanların etrafında garip, ama aynı zamanda güçlü, yetenekli, bilgili ve kendi başına çok cesur. Ve sonunda, vahşi doğada kendi kendine yetebilmekten edindiği özgüven, ona, insanların dünyasında başarılı olması için gereken gücü veriyor.

başlık

Book Browse: Hikâyeye şiir dahil etmenin zorlukları nelerdi?

Delia Owens: Romana şiir dahil etmek çok eğlenceliydi. Buradaki zorluk, gizemini bozmadan Kya’nın hislerini göstermekti.

BB: Roman, ırk ve çevre konularına da değiniyor. Bu yönleri kitaba dahil etmek sizin için neden önemliydi?

DO: Bence 1950 ve 60’larda geçen bir romanda, kendisinden büyük bir Afrikalı Amerikan adam tarafından korunan ve yardım edilen beyaz bir genç kadın hakkında yazıp, ırkçılığa değinmemek çok zor olurdu. Ya da bir kitabı, kıyı bataklığı gibi tehdit altında olan bir habitata yerleştirmek ve en azından burasının dünyamızdaki önemine değinmemek. Sanatın ve edebiyatın, toplumsal bilinci geliştirmek için en iyi araçlarımızdan ikisi olduğuna kuvvetle inanıyorum. Bununla birlikte, bir romancı olmanın öncelikle bir hikâye anlatıcısı olmak anlamına geldiğine de inanıyorum, ve bir yazar olarak ne tür bir mesaj iletmek istersek isteyelim bu mesaj anlattığımız hikâyeye müdahale etmemeli. Bu yüzden, hikâyenin kendisinin bu konulardan bahsetmesine izin vermek ve kendi kişisel görüşlerimi gizli tutmak için çok uğraştım.

başlık

BB: Üç kurgu dışı kitabın ortak yazarlığını yaptınız. Kurgu ve kurgu dışı yazma arasında şaşırtıcı farklılıklar veya benzerlikler var mıydı?

DO: Kurgu dışı kitaplarım, başlangıcı, ortası ve sonu olan güçlü hikâye çizgileri izledi, bu açıdan bir roman yazmak ile benzerdi. Ayrıca,  kurgu dışı olan kitaplarım da karakter odaklıydı -ana karakterler aslanlar, kahverengi sırtlanlar veya filler olsa bile. Fakat elbette kurgu dışı kitaplarda doğru olması gereken tarih, zaman ve olay kısıtlamaları vardır ama gerçek hayattaki olaylar her zaman iyi bir hikâye çizgisinde akmaz.

Kurgu yazmanın, hayal dünyamın beni götürebildiği kadar götürmesine izin vermenin özgürlüğüne bayıldım. Kurgu yazarken her zaman geri çekilebilir, risk almadan devam edebilirsin. Ama neden ne olacağını görmek için biraz uçmayasın? Bir karakter hikâye için en uygun olanı görebilir, söyleyebilir ya da hissedebilir. Bunu kurgu dışı olan bir kitapta yapamazsın.

Bana göre kurgu yazmak, bir geçidin içerisinden dağlara doğru at üzerinde geçmek gibi. Harekete başlıyorsun ve nereye gideceğinden asla tam olarak emin olamıyorsun.

BB: Kerevitler gerçekten şarkı söyler mi?*

*Kitabın orijinal adı Where The Crawdads Sing, birebir çevirisi “kerevitlerin şarkı söylediği yer”.

DO: Teknik olarak, bilimsel olarak, hayır, söylemezler. Ama kendim bunun üzerine biraz araştırma yaptım. Ve ilk önce tek başına gerçek vahşi doğaya gitmen ve orada bir kamp kurman gerektiğini öğrendim. Herhangi bir yol veya köyden uzakta olan bir yerden bahsediyorum. Bir park değil, yeryüzünün yaratıklarıyla dolu, uzak ve vahşi bir arazi. Alacakaranlıktan hemen önce, ormanın derinliklerine doğru yürümeli ve karanlık etrafını sararken orada çıplak ve tamamen yalnız bir şekilde durmalısın. Ayak parmaklarının altındaki gezegeni ve ağaçların etrafındaki hareketini hissedebildiğin zaman, tüm kulaklarınla dinlemelisin ve -söz veriyorum- kerevitlerin şarkı söylediğini duyacaksın. Hatta bir koro olacak.

başlık

BB: Kya çok farklı iki adama aşık oluyor. Bu ayırt edici karakterlerin hikâye için bir anlamı var mı?

DO: Bana göre, Kya’nın ilk aşkı Tate, hassas, “gelişmiş” insan erkeğini temsil ediyor. Babasıyla ortak bir opera sevgisine sahip ve şiir seviyor. Güçlü ve erkeksi, ama aynı zamanda nazik, zeki ve şefkatli. Tabii ki hata yapıyor ama aynı zamanda telafi etmeye de çalışıyor. Derinden ve gerçekten seviyor.

Öte yandan Chase, olabildiğince çok kadını etkilemek için ikincil cinsel özelliklerini kullanan (süslü kayak botu gibi) “gelişmemiş” ham insan erkeğini temsil ediyor. Kızışma halindeki bir geyikten pek farklı değil. Olabildiği kadar kadınla olduğu sürece bunu yaparken kime zarar verdiğini umursamıyor.

Kya, birçok memeli dişinin yapacağı gibi, her ikisine de âşık oluyor, ancak uzun vadede, zeki, “gelişmiş” olan insanın yapacağı doğru seçimi yapıyor.

Bu yazının redaktörlüğünü Aylin Efe yapmıştır.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yazı kısa. Oldukça kısa. Cümle kısa. Uzun değil kısa. Kısa cümle. Uzun değil kısa. Sabah kalktım. Güneş parlak harika. Yazı kısa. Oldukça kısa. Cümle kısa. Uzun değil kısa. Kısa cümle. Uzun değil kısa. Sabah kalktım. Güneş parlak harika. Yazı kısa. Oldukça kısa. Cümle kısa. Uzun değil kısa. Kısa cümle. Uzun değil kısa. Sabah kalktım. Güneş parlak harika. Yazı kısa. Oldukça kısa. Cümle kısa. Uzun değil kısa. Kısa cümle. Uzun değil kısa. Sabah kalktım. Güneş parlak harika.

Yazıyı burada paylaş:

Yazı oluşturuldu 1

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.