Bibliyoraf Ekibi Haziran Ayı Favorilerini Anlatıyor!

Bibliyoraf Ekibi Haziran Ayı Favorilerini Anlatıyor!

Merhabalar, bu yazımızda Bibliyoraf ekibinden Selin Çolak, Nazlı Sağlam ve Elif İdil Adalı sizler için haziran ayı favorilerini yazdı. Gelin ekibimizin üyeleri bu ay hangi kitapları çok sevmiş, hep birlikte inceleyelim. İyi okumalar!

Yayın Yönetmenimiz Selin Çolak’ın Haziran Favorileri

Selin’e haziran ayının nasıl geçtiğini sorduk:

Haziran ayı benim için oldukça kaotik ve yoğun bir aydı. Ay boyunca, Bibliyoraf’ın onur ayı ve temmuz içerikleriyle uğraştım. Bu ay birçok kitaba başlamama rağmen bir kitap bitirdim. Fakat sanırım şimdiye kadar yaptığım okumalar arasından beni en çok tatmin ve mutlu eden de bu tek kitaplık okuma oldu.

Selin Çolak

İşte Selin’in çok sevdiği o kitap:

  • Kızların Suskunluğu // Pat Barker

Yayın yönetmenimiz kitabı anlatıyor:

Kızların Suskunluğu’nu Bibliyoraf’ın okuma kulübü kapsamında okudum. Kulübün moderatörlüğünü ben üstlendiğimden, herkes benim okuma listemdeki kitapları okuyor. 👀 Şaka tabii ki ama temaları seçerken birazcık yönlendirme yaptığım doğru. Bu ayın teması ise feminist edebiyattı. Ben haziranda doğdum. Bu yüzden de doğum günüm şerefine, haziranda beni yansıtan bir tema seçtik. Sanırım fark etmeden, kendime verip verebileceğim en iyi hediyeyi bu kitabı okuyarak verdim. Kızların Suskunluğu şu zamana kadar yaptığım en iyi mitolojik okumaydı. Kitapta Yunan mitolojisinin en popüler hikayelerinden biri olan Truva Savaşı’nı, Briseis’in gözünden okuyoruz. Briseis kaynaklarda Akhilleus’un sevgilisi olarak geçiyor. Pat Barker ise ikilinin arasındaki ilişkiyi romantize etmeden anlatmayı tercih etmiş. Sanırım çoğu okurun bu kitabı beğenmemesinin sebebi de tam olarak bu. Kitapta ne Yunan güzellemesi var, ne de Yunanlıların yaptıkları problematik davranışların örtbas etmeye çalışılması. Barker’ın satır aralarında yaptığı göndermeler ve hikâyeyi anlatış şekli beni tam anlamıyla büyüledi.

Yazarımız Elif İdil Adalı’nın Haziran Favorileri

İdil’e haziran ayının nasıl geçtiğini sorduk:

Haziran sürekli gezdiğim bir ay oldu. Neyseki bunu bahane ederek kendimi reading slumpın kollarına bırakmadım. Yollarda okumayı başardığım iki kitap da favorilerime girdi.

İdil’in haziran favorileri:

  • Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika // Bell Hooks
  • Sadece Bir Canavar // Vanessa Len

Ve ekliyor:

Sınavlar ve okul dönemi bittikten sonra kurgu dışı kitaplara daha çok vakit ayırmak istiyordum. O yüzden tatile girdiğimiz gibi yaklaşık bir yıldır kitaplığımda okunacağı vakti bekleyen Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika’ya başladım. Yazar, girişte kısaca bu kitabı yazma sebebinden bahsetmiş. Ben de sizlere aktarmak istiyorum. Kısaca özetlemek gerekirse: Yazar, konu feminist teoriye gelince feminizmin ve feministlerin kötülüğünden bahseden insanlara feminizmin aslında ne olduğunu ve -elbette- ne olmadığını anlatmak için bu kitabı kaleme almış. Gerçekten de tam feminist okumalara giriş tadında olan bu kitapta feminizmin tarihsel geçmişinden üremeye dair haklara, feminist erkeklerden çalışan kadınlara kadar pek çok konu başlığı yer alıyor. Bütün bu başlıklar kolay anlaşılan bir dille açıklanmış. Hem feminizmi daha iyi anlamak hem de önyargıları kırmak için oldukça başarılı bir kitap olduğunu düşünüyorum. Öyle ki Feminizm Herkes İçindir: Tutkulu Politika “Keşke herkese okutabilsem.” dediğim kitaplardan biri oldu.

başlık

Sadece Bir Canavar çıktığından beri okumayı iple çektiğim bir kitaptı. Sınavlar araya girince başlamış olmama rağmen yarım bırakmıştım. Tekrar başlayınca da elimden düşüremedim. Bu kitap bir kahramanın değil de bir canavarın gözünden anlatılıyor. Her şey, ailesinin insanların hayatlarından çalarak zamanda yolculuk yapabilen canavarlar olan öğrenen Joan’ın yaz tatilinin bir anda korkunç bir hal almasıyla başlıyor. Joan kendini bir anda ailesine düşman olan başka bir canavar ailesinin veliahtı Aaron’la birlikte hoşlandığı çocuğa karşı savaşırken buluyor. Çünkü hoşlandığı çocuk aslında canavarları yok etmek isteyen efsanevi bir kahraman çıkıyor. Canavar Üçlemesi’nin ilk kitabı olan Sadece Bir Canavar’da yavaş yavaş karakterleri ve ortamı tanıyoruz. Hem konu hem de yazarın dili o kadar sürükleyici ki nasıl bittiğini anlamadım. Kitabın sonunun beni fazlasıyla ters köşe yaptığını da söylemeliyim. Şimdi, heyecanla serinin ikinci kitabının yayınlanmasını bekliyorum.

Yazarımız Elif Nazlı Sağlam’ın Haziran Ayı Favorileri

Nazlı’dan haziran ayını özetlemesini istedik:

Haziran ayı sınavlara ve ödevlerle dolu bir ay olmasına rağmen, bu ay çok güzel birkaç kitap okuma fırsatım oldu. Tabii bunlardan iki tanesi diğerlerini sollayarak liderliği paylaştı ve favorim oldular.

İşte Nazlı’nın bu ayki favorileri:

  • Yüz Karası – Birttainy C. Cherry
  • Sessiz Hasta – Alex Michaelides

Nazlı bu kitapları neden sevdiğini anlatıyor:

Yüz Karası, okumaktan gerçekten çok keyif aldığım bir kitaptı. Belki doğru zamanda okumamdan kaynaklı olabilir bu ama gerçekten çok sevdim. Kitap, kocası tarafından aldatılan Grace’in eskiden yaşadığı kasabaya geri dönmesiyle başlıyor. Grace burada küçük bir kaçamak yaşamak isteyerek Jackson Emery ile yakınlaşıyor ancak tüm kasaba Jackson ve babasından nefret ediyor. Dedikoduların çok çabuk yayıldığı bu küçük kasabada ikili sadece bedensel arzuları karşıladıkları bir ilişki kurarken, zamanla bu durum değişiyor. Hisler değişiyor ve aruzlar bedensellikle sınırlı kalmıyor. Birbirlerini sevmeye başlayan Jackson ve Grace’in küçük kasabalarında yaşadıklarını okuyoruz. Karakterlerin arasındaki yaş farkı, kadın karakterin düşük yapmış bir anne olması, yaşadıkları zorluklar, hepsi çok güzel işlenmişti ve çok akıcıydı. Romantizm ve biraz dram seven okurlar bence Yüz Karası’na bir şans verebilirler.

başlık

Sessiz Hasta ile ilgili internette dolanan yorumları okuduğumda şaşırmıştım çünkü hiç kimse katili tahmin edemiyordu. Baya en dikkatli okurları bile ters köşesiyle şok etmişti. Ben de asla katili tahmin edemeyen biri olarak kendimi bu şekilde delirtmeye karar verdim. Kocasını çok seven ünlü ressam Alicia Berenson, bir gün kocasını acımasızca öldürüyor. Cinayetinin ardından tek kelime etmeyen Alicia’yı konuşturabileceğine ise inanan birisi var. Adli psikoterapist Theo Faber, onu konuşturabileceğinden emin ve elinden geleni yapıyor. Kitap boyunca, bir cinayete giden süreç anlatılıyor. Gerçekten asla tahmin edemedim katili. Başından beri yığınla tahmin yapmıştım ama hiçbiri tutmadı. Kendi kendini sinirlendiren kitaplar okumayı seven okurlar Sessiz Hasta’ya bir şans vermeli.

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yazıyı burada paylaş:

Dedesinin kitaplarıyla büyüyen Selin, distopik ve fantastik dünyaların bir numaralı fanı. Sitede çıkan yazıların altında gömülmediği zamanlarda her tarafa nazar boncuğu emojisi koyuyor.
Yazı oluşturuldu 92

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.