Lanetli Tavşan’ın Çevirmeni Sevda Kul İle Kore Edebiyatı Üzerine Konuştuk!

Lanetli Tavşan’ın Çevirmeni Sevda Kul İle Kore Edebiyatı Üzerine Konuştuk!

Son dönemlerin en sevilen ve en ilgi çeken kitaplarından biri olan Lanetli Tavşan aralık ayında çıkmıştı. Biz de hem kitabın başarısından hem de Kore Edebiyatının son dönemdeki yükselişinden bahsetmek için kitabın çevirmeni Sevda Kul ile bir söyleşi yapmak istedik. Sevda Hanım’a bu isteğimizi kabul ettiği için çok teşekkür ederiz.

Sevda kul

Bibliyoraf: Sevda Kul kimdir, kim değildir? Sizi biraz daha yakından tanıyabilir miyiz?

Sevda Kul: Merhaba sevgili Bibliyoraf ekibi ve okurları. Kendimden bahsedecek olursam ben 1993’ün bir mayıs ayında Malatya’da dünyaya geldim. Küçüklükten beri hep farklı kültürlere ilgi duyardım ve bu merakımın bir gün mesleğime dönüşeceği 2020 senesine kadar aklımın ucundan geçmezdi. Üniversitede iç mimarlık okudum ama dersler hiçbir zaman ilgimi çekmedi. Hatta herkes seçmeli derslerde bölümle ilgili dersler seçerken ben Fransızca, Arapça ve İspanyolca dersleri aldım. Koreceye merakım da yine bu dönemde başladı. Diğer dillere devam edemesem de 2014’te öğrenmeye başladığım Koreceyi hiç bırakamadım ve işte şimdi Koreceden edebi eser çevirisi yapmaktayım.

Bibliyoraf: Çevirmenlik serüveniniz nasıl başladı?

Sevda Kul: Aslında kitap çevirisi yapmak 2020’ye kadar hiç aklımda yoktu. Hayalim bir havayolunda kabin memuru olarak çalışmak ve dünyayı gezmekti. Ama pandeminin de etkisiyle işe alımlar durunca bu hayalimi rafa kaldırmak zorunda kaldım. İstanbul’daki işimden ayrılıp Malatya’ya taşındıktan sonra kitap okumak için artık bolca vaktim vardı. Her kültürden çeviri eser okuyordum Japonya, Polonya, Portekiz… Ama sıra Kore edebiyatına gelince okuyabileceğim kitap sayısı bir elin parmağını geçmiyordu. İlk defa o zaman aklıma geldi çeviri yapmak.

Bibliyoraf: Ülkemizde Kore Edebiyatı üzerine çalışan çok az yayınevi var. Gerçi Uzak Doğu Edebiyatının popülerleşmesiyle bu durumun yavaş yavaş değişmeye başladığını söyleyebiliriz. Sizi bu alanda çeviriler yapmaya yönlendiren ne oldu?

Sevda kul

Sevda Kul: Beni çeviri yapmaya iten en büyük sebep de buydu sanırım: Koreceden çevrilmiş kitap sayısının azlığı. Tabii yayınevi bulmakta epey zorluk çektim. Dokuz aylık bir arayıştan sonra ilk sözleşmemi İthaki Yayınları’yla yaptım ve iyi ki de öyle olmuş. İthaki Yayınları’yla beni buluşturan da Bibliyoraf ekibi olmuştu. Ömer Ezer ile yaptıkları “Japon Edebiyatıyla Tanışmanın Tam Zamanı: İthaki’den Japon Klasikleri” röportajında İthaki’nin 2022’de Kore ve Çin edebiyatından da eserler yayımlayacağından bahsediliyordu. Yayınevi arayışında olduğumu bilen Aydan Yalçın sayesinde haberdar olduğum bu röportajı okur okumaz Ömer Bey’le iletişime geçmiştim. Bibliyoraf ekibine ve röportajı yapan Okan Övez’e çok teşekkür ediyorum. 

Bibliyoraf: Peki Kore Edebiyatının ülkemizde yeni popülerleşmeye başlamasını neye bağlıyorsunuz?

Sevda Kul: Koreceden İngilizceye nitelikli çevirilerdeki artışa bağlıyorum bu artışı. Özellikle Anton Hur’un çevirileri küçük yayınevlerinden yayımlanmasına rağmen büyük ses getirdi. Sonucunda da iki çevirisi Booker’a aday oldu ki bu inanılmaz bir başarı. Yurtdışında Kore edebiyatına artan ilgi doğal olarak ülkemizde de karşılık buldu.

Bibliyoraf: Bu alanda çeviri yapmaya başlarken karşılaştığınız en büyük zorluk ne oldu? Çevirmenliğe başladığınız zamanı günümüzle karşılaştırdığınızda nasıl bir değişim görüyorsunuz?

Sevda kul

Sevda Kul: Beni en çok zorlayan ve üzen şey Kore edebiyatının tekelleştirilmeye çalışılmasıydı. Çeviri yapmak için yayınevi aradığım ilk zamanlar, Korece eserler yayımlayan bir yayıneviyle iletişime geçtiğimde başta çok olumlu karşıladılar. Hatta 2020’de kesin bana çeviri vereceklerini söyleyerek dört ay oyaladılar. Çevirmek istediğim kitabın haklarını satın aldıktan sonra “biz X kişiyle çalışıyoruz, o kişi izin vermezse sizinle çalışamayız,” gibi kaba bir yanıt verdiler. Benzer bir şeyi başka bir yayınevinde de yaşadım. Bazı yayınevlerinin genç çevirmenlere hiçbir şekilde fırsat tanımaması çok üzücü. Çevirim yayımlandıktan sonra bile, Koreceden çeviri yapan bir çevirmen tarafından mobbinge ve hakaretlere maruz kaldım.

Tüm bu can sıkıcı olumsuzluklara rağmen iyi insanlarla da karşılaştım elbette. İthaki, Timaş gibi genç dostu yayınevleri umudumu tekrar kazanmamı sağladı. Aydan Yalçın ve Nazlı Berivan Ak’ın çok desteğini aldım. Benimle birlikte çevirilerimin yayımlanmasını sabırsızlıkla bekleyen arkadaşlarım sayesinde güçlü kalabildim.

Bibliyoraf: 2022 yılında üç çeviriniz yayımlandı. Bunlardan ilki Lotus Yayınları’ndan çıkan Çalışmanın Hüznü ve Neşesi oldu. Bu kitabı seçmenizdeki sebep neydi?

Sevda kul

Sevda Kul: Çalışmanın Hüznü ve Neşesi çevirdiğim kitaplar arasında benim için en değerli olanı. Yazarı Jang Ryujin’in iş hayatına dair yazdıklarını okuyunca “işte tam da bu kitabı çevirmeliyim” dedim. Buradaki sekiz öykünün her biri okura kendi hayatından bir şey bulmasını sağlıyor. Yaşadığımız sıkıntıların sadece bize özgü bir şey olmadığını hatırlatıp teselli veriyor. Lotus Yayınları’nın genel yayın yönetmeni sevgili Mehmet Ali Erdem’e bana bu kitabı çevirme fırsatı verdiği için bir kez daha teşekkür ediyorum.

B: İkinci çeviriniz ise İthaki Yayınları’ndan çıkan Lanetli Tavşan oldu. İki kitap da öykülerden oluşuyor. Öykü çevirisi yapmak nasıl bir deneyimdi? İki kitabın bu açıdan benzer yönleri bulunuyor mu?

SK: Açıkçası öykü okumayı Kore ve Japon edebiyatıyla sevdim ben. Özellikle Koreli yazarları, romana kıyasla öykü yazma konusunda daha başarılı buluyorum. Öyküleri daha samimi geliyor bana. Lanetli Tavşan’ın ve Çalışmanın Hüznü ve Neşesi’nin sonundaki yazara ait sonsözü okuyunca bu samimiyeti çok net bir şekilde hissettim. Kore’de son zamanlarda kadın yazarlar daha çok okunuyor. Ataerkilliğe, haksızlığa, azınlıkların dışlanmasına, kapitalizmin acımasızlığına ses çıkaran yazar sayısının artması okura kendini daha güçlü hissettiriyor, yalnız olmadığını hatırlatıyor, dünyanın kasvetinden az da olsa uzaklaşabilmesini sağlıyor. Çevirdiğim üç kitabın ortak yanı bu bence: Hepsi de “Yalnız değilsin, güçlü kal!” diye haykırıyor.

Sevda kul

B: Lanetli Tavşan fantastik ve gerçeküstü kavramlarını harmanlayan bir kitap. Bu konuda zorlandığınız noktalar oldu mu?

SK: Çevirini yaparken en az zorlandığım kitap Lanetli Tavşan’dı. Dilinin basitliği ve sadeliği çok rahat bir şekilde çevirebilmemi sağladı. Çalışmanın Hüznü ve Neşesi’nde ilk defa karşılaştığım kültürel ifadeler çok fazlaydı. Zaten bu yüzden bolca dipnot eklemek zorunda kalmıştım ama Lanetli Tavşan’da Kore’ye özgü ifadeler neredeyse hiç yoktu, bu yüzden hiç zorlanmadan çevirebildim. Fantastik anlamda değil ama Vuslat öyküsündeki zaman sıçrayışlarında biraz zorlandım diyebilirim. Yanlış aktarmamak için üzerinden defalarca geçmem gerekmişti.

B: Lanetli Tavşan oldukça ilgi gören bir kitap oldu. Kitabı çevirirken bu kadar beğenileceğini düşünüyor muydunuz?

SK: Asla. Gotik edebiyat ve öykü türü ülkemizde pek tercih edilmiyor ki bir de Kore edebiyatından ilk defa bu tarzda bir kitap yayımlanacaktı. Her ne kadar yurtdışında çok sevilmiş olsa da Türkiye’de bu kadar beğenileceğini asla düşünmemiştim. Bu kitap sayesinde ben de gotik edebiyata ilgi duymaya başladım. Lanetli Tavşan’a çok benzeyen Mariana Enriquez’ın Yangında Kaybettiklerimiz eserini de okuduktan sonra bu zamana kadar gotik edebiyat okumayarak ne kadar büyük bir şey kaybettiğimi anladım.

başlık

B: Siz kitabın bu kadar popüler olmasını neye bağlıyorsunuz? Sizce bu kitap sektöre nasıl bir renk kattı?

SK: Başarısının en büyük sebebi olarak Anton Hur’un nitelikli çevirisini gösterebilirim. Lanetli Tavşan Kore’de bile hiç bilinmezken Anton Hur bu kitabı İngilizceye çevirerek dünyaya tanıttı. Daha Booker adaylığı bile açıklanmadan önce Alican Saygı Ortanca ve Ömer Ezer bu kitabın İngilizcesini keşfedip haklarını satın almıştı. İthaki Yayınları, tıpkı Japon edebiyatına büyük bir ilgi yarattığı gibi, Kore edebiyatından da değerli eserleri dilimize kazandırarak mükemmel işler yapmaya devam ediyor.

B: Kitabı henüz okumamış okurlar Lanetli Tavşanı neden okumalı? Kitabın en büyük albenisi sizce ne?

SK: Lanetli Tavşan dünyanın acımasızlığına karşı duruş aslında. Bora Chung özel hayatında sık sık protestolara katılıyor. Haksızlığa tahammülü yok. Kitabındaki öyküler de bu protestolarda yaşananlardan şekilleniyor. Örneğin Lanetli Tavşan öyküsündeki olaylar, Kore’deki ünlü bir yemek şirketinin bozuk sebzelerden imal ettiği Kore mantılarına karşı yapılan protestolar sırasında esinlenilmiş. O dönemde bir haber sunucusu bu berbat mantılardan canlı yayında yiyerek sağlığa hiçbir zararı olmadığını kanıtlamış. Öyküde de buna benzer bir bölüm vardı.

Yazar Bora Chung Sewol faciasında hayatını kaybedenlerin anısına taktığı sarı bilekliği kolundan hiç çıkarmıyor, azınlıkların haksızlığa uğramasına her zaman karşı çıkıyor. Ama onu farklı kılan haksızlıkları olduğu gibi yazması değil, bunları korku unsurlarıyla harmanlayabilmesi.

başlık

B: Yakın zamanda İthaki Yayınları’ndan Kızım Hakkında Her Şey isimli yeni bir çeviriniz daha çıktı. Kitap hakkında bize neler söyleyebilirsiniz?

SK: Kızım Hakkında Her Şey bir anne kız anlatısı. Birçok açıdan kitaptaki karakterleri Türk anne ve kızlarına benzetiyorum. Ataerkil bir anlayışa sahip Güney Kore’deki ebeveynlerin davranış kalıplarını okurken, bu kadar benzer olmamız beni bir kez daha şaşırtmıştı. Bence bu kitabı bütün anneler ve kızları okumalı. Kendi yaşamlarından çok şey bulacaklarına eminim. Ölüm, yaşlılık gibi kavramları sorgulaması açısından da hayli etkileyici bir yanı var.

Kızım Hakkında Her Şey’i bazı yönlerden Betül Tınkılıç’ın çok akıcı bir şekilde Türkçeye kazandırdığı Kim Jiyeong, Doğum 1982’ye benzetiyorum. Bu kitabı okuyup beğenenlerin Kızım Hakkında Her Şeyi’de seveceğini düşünüyorum. Zaten kitabın tanıtım yazısında da Cho Nam-joo romandan ne çok etkilendiğini belirtmiş.

başlık

B: Son zamanlarda başka hangi dosyalar üzerinde çalışıyorsunuz? Gelecek işlerinizle ilgili bize verebileceğiniz küçük bir spoiler var mı?

SK: Çevrilmeyi bekleyen yaklaşık dört tane kitap var elimde. Bunlar arasında beni en çok heyecanlandıran Choi Eunyoung’ın Shoko’s Smile eseri. Bu kitap insanın yüreğine dokunacak çok güzel öyküler barındırıyor içinde.

Sanırım uzun süre edebiyat çevirisi yapmaya devam edeceğim. Beni bundan daha mutlu edebilecek bir iş bulabileceğimi sanmıyorum.

B: Bu alanda çevirmenlik yapmak isteyenlere ne gibi önerilerde bulunursunuz?

SK: Henüz işin çok başındayım tavsiyeye ihtiyacı olan aslında benim ama okuduğum kitaplarda sık karşılaştığım hatalara bakarak birkaç öneri de bulunabilirim sanırım. Bol bol iyi çevirmenlerin elinden çıkmış kitapları okumalarını tavsiye ederim. Birçok çevirmen bu işi cümleleri olduğu gibi çevirmek olarak algılıyor ama işin sırrı duyguları çevirebilmekte. Ana dilinden okunduğunda hissettiğiniz duyguları Türk okurlara aktarabiliyorsanız iyi bir iş çıkarmışsınız demektir.

başlık

Bu sektöre adım atmadan önce kitaplarla uğraşan insanların iyi karakterde olması gerektiğine dair bir önyargı içerisindeydim. Ama her sektörde olduğu gibi yayıncılıkta da haksızlıklarla, kötülüklerle karşılaşacaksınız. Bunlara karşı dik durun ve umudunuzu yitirmeyin.

B: Peki sizden Bibliyoraf okurlarına Kore Edebiyatından 3 kitap önermenizi istesek, bize hangi kitapları önerirsiniz?

SK: Dilimize büyük bir başarıyla çevrilmiş Kim Jiyeong Doğum 1982 Kore edebiyatından en sevdiğim kitap olabilir. Bunun dışında Jung Yun’un Yuva’sını ve Kim Young-ha’nın Bir Katilin Güncesi’ni şiddetle tavsiye ederim. İkisi de beni çok etkileyen kitaplar olmuştu. Bu keyifli röportaj için Bibliyoraf’a teşekkür ediyorum. Nasıl ki İthaki’yle yaptığınız röportaj bana güzel kapılar açtıysa umarım bu röportaj da birilerine umut olur.

başlık

Çok sevgili Sevda Kul’a bizi kırmayıp röportaj isteğimizi kabul ettiği için tekrardan çok teşekkür ederiz. Raflarımızın kendisinin yaptığı çevirilerle dolmasını dört gözle bekliyoruz!

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yazıyı burada paylaş:

Kitapların kahramana dönüştüğü yer.
İnternet sitesi http://bibliyoraf.com
Yazı oluşturuldu 328

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.