Bibliyoraf Ekibinin Ekim Maratonu: Bu Ay En Çok Kitabı Kim Okudu?

Bibliyoraf Ekibinin Ekim Maratonu: Bu Ay En Çok Kitabı Kim Okudu?

Sitemizin “Ekibin Favorileri” köşesi, hem okurlarımız tarafından çok sevilen hem de bizim hazırlarken çok eğlendiğimiz bir köşe. Birkaç ay önce bu köşeyi genişletip,aynı isimli bir podcast de çıkarmaya başladık. Onu da yazılarımız kadar çok sevdiniz. Biz de bu ay bu konsepti bir adım daha ileri taşıdık ve normalde yaptığımızdan farklı bir şey yaptık.

Ekip üyelerimizden Selin Çolak -bendeniz-, Ezgi Su Güçlü, Büşra Özkaya ve Zeynep Öztürk toplandık ve bir challenge yaptık. Bu ay hem yazıda hem de podcastimizde -cumartesi günü için hazır olun, bomba bir podcast geliyor- bu challengeın nasıl geçtiğinden konuştuk.

Bu yılın başından beri @miyopastonot’un challengelarına katılıyorum ve ekip üyelerimizi de katılmaları için yüreklendiriyorum. Geçtiğimiz aylarda çok sevgili Dilruba ile de katılmıştık. Bu ay da dördümüz birlikte bu challengeı yapınca dedik ki bunu neden bir yarışmaya çevirmiyoruz? Büşra ile Zeynep, Ezgi ile de ben birer oluşturduk ve challengeı bitirmenin ötesinde, en çok madde işaretleyen kazanır dedik. Fakat planlamadığımız birtakım olaylar yaşandı.

@miyopastronot ekim challengeı için Squid Game temasını -yanda gördüğünüz gibi- seçmişti. Bizim challengeımız da tam bu havada geçti. Arkadan bıçaklamalar mı dersiniz, hile hurda mı dersiniz, kavga dövüş mü dersiniz… Peki challenge sonunda ne mi oldu? Hepimiz bu meydan okumayı bitirdik. Evet şaka yapmıyorum, yirmi maddelik koca challenegı bitirdik. Bu da yetmezmiş gibi, Zeynep altı kitap daha okuyup ekim ayını yirmi altı kitap ile kapattı.

Takımları bitireceğimiz sıraya göre belirledik. Ezgi ve ben üçgen, Zeynep ve Büşra da şemsiye sırasını seçti. O zaman gelin çok ağlayıp çok eğlendiğimiz bu challenge nasıl geçmiş bakalım.

Üçgen Takımı

Ezgi’nin Challenge Macerası bibliyoraf ekibi

Ekim ayı benim için gerçek anlamda bir “meydan okuma”ydı. Staj, okul, dersler arasında gidip gelirken farklı durumlarla da baş etmeye çalıştım. Ama gururla söylüyorum ki challengeın tüm maddelerini tamamladım. -Selinin notu: Kendisi bunu yaparken derslerini aksattı, bu yüzden evde denemeyiniz.-

Ezgi challenge süresince bu ay okuduğu kitapların hiçbirini beğenmediğini söylese de challenge sonunda anladık ki durum aslında tam tersiymiş. İşte Ezgi’nin ekim favorileri ve bu favoriler için yazdığı challenge destanı.

bibliyoraf ekibi
  • İçimdeki Müzik // Sharon M. Draper
  • Magnus Chase ve Asgard Tanrıları: Thor’un Çekici // Rick Riordan
  • Buzullar Arasında Bir Kış // Jules Verne

İçimdeki Müzik, bu ayın hatta tüm zamanların favorilerine en üst sıradan girdi. Kitapta, on bir yaşındaki spastik ikili kuadripleji hastası Melody’nin yaşadıklarını okuyoruz. Rahatlıkla söyleyebilirim ki kitap inanılmaz akıcı, ilk sayfayı açışınızla son sayfayı çevirişiniz bir oluyor. Duygusal açıdan da oldukça yoğundu, bazı yerler bana çok ağır geldi. Üzülmekten okumaya devam edemediğim, ağlama molası verdiğim çokça yer oldu. Yazarın kalemine değinmeden de geçemeyeceğim. Cümleler o kadar etkileyiciydi ki Melody’nin hüznünü de, çaresizliğini de, sevinçlerini de iliklerime kadar hissettim. Bu cümleleri sindirmek benim için çok zor oldu. Kitap bana çok farklı bir bakış açısı kazandırdı. “Hayatımı değiştirdi” gibi bir iddiam olmasa da içimde bir şeyler, kitabı okumadan önceki hâlimden çok farklı. Eğer tek istediği kendine bir şans tanınması olan Melody’le hâlâ tanışmadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz. Amerikan Edebiyatı maddesi için okuduğum İçimdeki Müzik “iyi ki”lerimden biri oldu.

ah

Bu ayın en güzel yanlarından biri Rick Riordan okumaya devam etmemdi. Thor’un Çekici başlangıçta bana “Rick, ne yaptın sen?” dedirtse de sonradan bu dediğime utandım. İtiraf ediyorum başlarda sıkıldım ki bu benim için bir ilk oldu Rick kitaplarında. Tam olarak nerede olduğunu kavrayamasam da kitap bir yerden sonra öyle bir açıldı ki okurken su içmeyi bile unuttum. (Şaka yapmıyorum.) Kitabın favorilerime girmesindeki en büyük etmenlerden biri kesinlikle karakterler oldu. Geçen kitaptan tanıdığımız ekibin mükemmelliği şöyle dursun, yeni eklenen karakterimiz Alex Fierro kalbimde taht kurdu. Üç gündür onları sayıklıyorum arkadaşlar, kurtulamıyorum. +500 sayfa kategorisi başta çok gözümü korkutmuştu. Bir kez daha iyi ki Rick dedim ve maddeyi çok kolay bir şekilde bitirmiş oldum.

Fransız Edebiyatı için okuduğum Buzullar Arasında Bir Kış ise beklentimin epey üstünde çıktı. Normalde bu kadar kısa klasikler beni pek tatmin etmez, çünkü olay örgüsü hep hızlı ilerliyor ve ne olup bittiğini anlamadan hikâyenin sonuna geliyoruz gibi hissediyorum. Bu kitapta bunu oldukça az hissettim. Ayrıca Jules Verne öyle güzel anlatmıştı ki sanki soğukta tir tir titreyen, fırtınada çaresiz kalan benmişim gibi hissettirdi. Sevgi, arkadaşlık, minnet ve ihanet gibi duyguların harmanlandığı Buzullar Arasında Bir Kış tekrar tekrar okuyacağım kitaplar listesine girdi.

Selin’in Challenge Macerası

Bu challengelarla ilgili en sevdiğim detay, kitapları maddelere yerleştirirken yaptığım küçük hileler. Sınırları zorlamayı ve insanların burnunun dibinde gizli kapaklı işler çevirmeyi çok seviyorum. Büşra bana bu ay hile yaptırmayacağını söylemişti ama başaramadı hehe. Bu ay okuduğum kitaplar genel olarak kocaman bir hayal kırıklığı oldu. Okuduğum yirmi kitaptan gerçekten beğendiğim üç, favorim diyebileceğim iki kitap çıktı. Bunlar:

  • Loki’nin Müjdesi //Joanne M. Harris
  • Loki’nin Sözü // Joanne M. Harris
bibliyoraf ekibi

Aslında Loki’nin Müjdeisi’ni taa ilk çıktığı zaman okumuştum. Fakat bu kitaptan hemen önce Neil Gaiman’ın İskandinav Mitolojisi isimli eserini okuduğum ve ikisi de -özellikle başında- aynı şeyleri anlattığı için kitaptan çok da zevk alamamıştım. Yakın zamanda serinin ikinci kitabı da çıkınca dedim ki ben bu kitabı bir daha okuyayım. İyi ki de okumuşum çünkü kitabı okurken müthiş zevk aldım. Bu kitapla/seriyle ilgili en sevdiğim detay kitabın tamamen Loki’nin gözünden anlatılıyor olması. Kitabın karakterlerinin sıralandığı kısım bile Loki tarafından anlatılıyor. Gel de sevme şimdi bu kitabı.

Bunun haricinde ilk kitap ile ilgili sevdiğim bir diğer detay sonuydu. O kadar zekice ve keyifli yazılmıştı ki seriyi nasıl devam ettireceğini çok merak ediyordum. İkinci kitabı okurken de Joanne M. Harris’in ne kadar büyük bir hikâye anlatıcısı olduğunu anlamış oldum. İlk kitap bildiğiniz gibi Asgard’ın oluşumundan Ragnarok’a kadarki kısmı anlatıyor. Loki’nin Sözü ise Ragnarok’tan yüzyıllar sonrasını ele alıyor ve modern zamanda geçiyor. Zaten bu iki kitap, aslında yazarın Runemarks isimli serinin yan serisi. Yanlış anlamadıysam o seride modern dünyada geçiyor ve başı İskandinav Tanrıları ile derde giren bir genci anlatıyor. Umarım İthaki bu seriyi de dilimize çevirir çünkü ben daha fazla Joanne M. Harris kitabı okumak ve Ezgi’ye okutturmak için çok heyecanlıyım.

Şemsiye Takımı

Büşra’nın Challenge Macerası bibliyoraf ekibi

Challengeda yirmi kitap okuyarak tüm maddeleri tamamlamak benim için çok zor oldu. Okuduğum bazı kitapların tadını yeterince alamadığımı hissettim. Ama uzun zamandır okumak istediğim kitapları okuduğum için de mutluyum.

Bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi
  • Titan’ın Laneti // Rick Riordan
  • Sarı Duvar Kağıdı // Charlotte Perkins Gilman
  • Sisler Mevsimi // Neil Gaiman

Percy Jackson ve Olimposlular serisinin üçüncü kitabı olan Titan’ın Laneti’ni Amerikan Edebiyatı maddesi için okudum ve seride de ilk üç kitap arasında en çok sevdiğim oldu. Hikâyeye eklenen yeni karakterler ve en başından beri yanımızda olanların karakter gelişimleriyle birlikte, seri sanki lezzet kazanmış gibi hissetim. Percy’nin bu kadar inatçı olması bazen verdiği kararları olumsuz etkiliyormuş gibi gelse de aynı zamanda görüşlerinin arkasında durabilmesi oldukça hoşuma gidiyor. Serinin devamını merakla okuyacağım.

Sisler Mevsimi, Sandman serisinin dördüncü cildi. Ben de challengeın seri bir kitap maddesi için bu cildi okudum. Bu seri, çizgi roman serileri arasında klasiklerden biri olarak anılıyor. Bu sebeple büyük bir merakla başlamıştım ancak ilk üç kitabı pek beğenmemiştim. Sisler Mevsimi ile birlikte Rüya dışındaki diğer Sonsuzlar’ı da gördüğümüz ve aile ilişkilerine kısa bir bakış attığımız için olsa gerek, bu cildi daha çok sevdim. Ayrıca işlenen olaylar da daha ilgi çekici ve ilk üç cilde göre daha güzel işlenmişti.

Sarı Duvar Kağıdı’nı ise challengeın sarı kapaklı bir kitap maddesi için okudum ancak özellikle İthaki Karanlık Kitaplık serisi içerisinde dikkatimi en çok çeken eserlerden biriydi. Okumaya başlamadan önce bazı çekincelerim vardı; korkup, huzursuz olacağımı düşünmüştüm ama neyse ki öyle olmadı. İçerisinde bulunan dört hikâyeyi de keyifle okudum. Özellikle kitaba ismini veren Sarı Duvar Kağıdı ve Ben Cadıyken hikâyelerini beğendim. Benim gibi çekinceleri olanlar varsa kitabın korkunç olmadığını ama bazı hususların tedirgin edici olabileceğini de belirteyim

Zeynep’in Challenge Macerası

Ekim benim için dolu dolu bir ay oldu. Bu benim ilk challengeım olmasına rağmen çok eğlendim ve aynı zamanda çok da yoruldum. Tüm yorgunluklara rağmen son derece eğlenceli, karmakarışık ve kitaplarla dolu bir ay geçirdim!

Bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi

İşte Zeynep’in utanmayıp okuduğu yirmi altı kitap arasından seçtiği favorileri:

  • Bir Şey Olduğu Yok // Kevin Wilson
  • Flowers of Mold // Ha Seong-nan
  • The Death of Vivek Oji // Akwaeke Emezi

Bu ayki challengedaki maddelerden biri de Koreli bir yazardan kitap okumaktı. Uzak Doğulu yazarların özgün dili ve konularına kattıkları ince farklılıkları hep sevmişimdir. Ha Seong-nan’dan okuduğum ilk kitap olan Flowers of Mold’u da çok sevdim. Yazarın her hikâyeye kattığı absürt ve karanlık hava, kurgunun hızı ve ters köşeleriyle mükemmel bir uyum içindeydi. Ayrıca kendisinin kurguya dahil ettiği büyülü gerçeklik ve gotik ögeleri de karakterlerimizin son derece normal hayatına büyük bir farklılık katmıştı. Tüm bu yönleriyle Flowers of Mold, uzun zamandır okuduğum en güçlü hikâye koleksiyonlarından biriydi. İyi ki başlamışım ve okumuşum diyorum.

bibliyoraf ekibi

Challengeın kırmızı kapak maddesi için seçtiğim kitap Kevin Wilson’ın meşhur kitabı Bir Şey Olduğu Yok oldu. Yazarın tartışmasız en popüler romanı olan Bir Şey Olduğu Yok, uzun zamandır İngilizce olarak okumak istediğim bir kitaptı. Fakat uzun bir bekleyişten sonra kitabın sonunda çevrildiğini görünce edinip okumak için hiç vakit kaybetmedim. Yazarın diğer kitaplarında da görebileceğiniz absürt ve garip ögeler Bir Şey Olduğu Yok’ta da oldukça ön plandaydı. Karakterlerin olağanüstü olaylar karşısındaki vurdumduymazlığıysa kitaba çok ince bir mizahi yön katmıştı. Bir Şey Olduğu Yok aile, sevgi ve aşk üzerine; herkesin kendinden bir parça bulabileceği son derece dokunaklı bir kitap. Benim açımdan da 2021’in favorilerin biri olacak, yazarın da diğer kitaplarını kesinlikle edinip okumayı umuyorum. Yazarın diğer kitaplarını da en az Bir Şey Olduğu Yok’u sevdiğim kadar seveceğimden eminim.

bibliyoraf ekibi

Challengeın bir diğer maddesi de beş üzerinden dört ve üstü puanlı bir kitap okumaktı. Bunun için de uzun zamandır listemde beklettiğim The Death of Vivek Oji’yi seçtim. İyi ki de okumuşum diyorum çünkü roman son yıllarda okuduğum en etkileyici kitaplardan biri oldu. Eserde toplumun, kültürün ve geleneklerin gerçekliği karşısında tamamen kendi benliğini yaşamaya çalışan Vivek’in hikâyesini okuyoruz. Akwaeke Emezi’nin büyüleyici kaleminden çıkan roman, kurgunun yavaşlığıyla etkisini zirve noktaya çıkarmıştı. Vivek’in küçüklüğünden itibaren ailesi ve toplumun diğer üyelerinden ne kadar “farklı” oluşunu okumak insanın kalbini sızlatıyordu. Kitabın sonuysa tamamen mahvedici bir şekilde okuyucuyu her şeye karşı sinirlendiriyordu. Bu romanı okurken yer yer ağladım, yer yer herkesten nefret ettim. Lakin bununla birlikte The Death of Vivek Oji, bugüne kadar okuduğum en duygusal ve savunmasız kitaplardan biri oldu. Emezi’nin müthiş yeteneğini gözler önüne serdiği bu şaheserini kesinlikle herkese öneririm, pişman olmayacaksınız!

Bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi Bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi bibliyoraf ekibi

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yazıyı burada paylaş:

Dedesinin kitaplarıyla büyüyen Selin, distopik ve fantastik dünyaların bir numaralı fanı. Sitede çıkan yazıların altında gömülmediği zamanlarda her tarafa nazar boncuğu emojisi koyuyor.
Yazı oluşturuldu 92

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.