Bir Saray Polisiyesi: Dört Ölü Kraliçe

Bir Saray Polisiyesi: Dört Ölü Kraliçe

Astrid Scholte’nin dilimize çevrilmiş tek kitabı olan Dört Ölü Kraliçe, 2020 yılında yayımlandı. Yabancı Yayınları etiketiyle raflarda yerini alan kitap, son günlerde popülerliğini tekrar kazanmış gibi. Adını sık duymaya başladığım bu kitabı ben de çok yakın bir zamanda okudum ve detaylı yorumlarımı sizlerle paylaşmak istedim. Hazırsanız hadi başlayalım…

Dört Ölü Kraliçe Ne Anlatıyor?

Dört Ölü Kraliçe: Bir Saray Polisiyesi - Bibliyoraf

Keralie yıllardır, yanında çalıştığı Mackiel isimli genç için yan kesicilik yapıyor. Hatta yaptığı işi sevdiğine ve bu işte başarılı olduğuna inanıyor. Bir gün, kendine verilen bir görev için, saraydan gizli bir haber taşıyan ulaktan mesajı çalıyor. Ancak sonradan, bu mesajın içinde, ülkeyi yöneten dört kraliçenin öldürülmesi ile ilgili çok gizli bir bilgi olduğunu öğreniyor. Keralie, güvendiği insanlar ile doğru olanı yapmak arasında bir seçim yapmak durumunda kalıyor. Bu süreçte de mesajı çaldığı ulak Varin, işini kaybetmemek adına Keralie’nin izini sürmeye çalışıyor. Biz de bu ikilinin heyecan ve aksiyon dolu maceralarına tanık oluyoruz.

Kitapta, paralel olarak hem Keralie’nin yaşadıklarını, hem de sarayda yaşananları okuyoruz. Bu sayede de kraliçeleri kimin öldürmek istediği hakkında ipuçları topluyoruz. Ancak sarayda bizi büyük sürprizler bekliyor. Halka yansıtılanın arkasında her kraliçenin kendine has bir sırrı var. Ortadaki gizemi çözmeye çalışılırken bu sırlar da bir bir ortaya çıkıyor. Öğrenilen her yeni bilgiyle de şüpheli gözler başka birine çevriliyor. Bu sebeplerle bence polisiye kısmı oldukça başarılıydı.

Bunların yanı sıra ana karakter Keralie’nin de geçmişte bırakmaya çalıştığı bazı şeyler var. Ancak çalmış olduğu gizli mesaj onun da hayatını altüst ediyor. Bu sebeple geçmişte yaşadığı bazı olaylar tekrar gün yüzüne çıkıyor.

Quadara Ülkesi ve Yönetim Sistemi

Bana kalırsa kitabı en ilginç kılan noktalardan birisi yazarın yarattığı evren. Quadara, geçmişte yaşanan bazı sebeplerden dolayı dört bölgeye ayrılmış: Archia, Eonia, Toria ve Ludia. Archia, ülkenin tarım ihtiyacını gideren ve sade yaşamı benimseyen bölge. Eonia, teknolojiye önem vererek yıllar içerisinde kendini çok geliştirmiş bölge. Toria, deniz ticareti ve keşiflerle ilgilenen bölge. Ludia ise sanata, gösterişe ve eğlenceye düşkün olan bölge. Bölgelerin yaşam tarzlarını anlamak başlarda biraz karışık gelse de ilerleyen bölümlerde daha fazlasını öğrenmek istiyorsunuz.

Dört Ölü Kraliçe: Bir Saray Polisiyesi - Bibliyoraf
Çizim: Virginia Allyn

Bu dört bölge de dört ayrı kraliçe tarafından yönetiliyor. Hiçbir kraliçe diğer bölgede söz hakkına sahip değil ve herkes kendi bölgesiyle ilgileniyor. Bütün kraliçeler Kraliçe Yasası’na uymak zorunda. Evlenmemek ve 45 yaşında kadar vâris doğurmak gibi katı maddeleri olan bu yasa, kitapta önemli bir yer kaplıyor.

Olumsuz Tarafları

Kitabın oldukça başarılı bir kurgusu olsa da bazı eksikleri de yok değil. Benim de özellikle dikkatimi çeken ve değişse daha iyi olur dediğim birkaç nokta var. Öncelikle Keralie karakteri nedense bana bir türlü kendini sevdiremedi. Hikâyenin yarısını onun gözünden okumamıza rağmen karakterle bağ kurmakta güçlük çektim. Kitabın başlarında sergilediği tavırlar yeterince iticiyken, en azından sonlara doğru karakterin bir gelişim göstermesini bekledim. Ancak bencilliği son noktaya kadar devam etti. O yüzden Keralie’nin biraz sempatik bir karakter olmasını isterdim.

Bir diğer nokta da saray hayatı. Fantastik kurgularda bu kadar başarılı bir evren yaratmak oldukça zor. Bu yüzden de, evrenin polisiye bir hikâye için harcanması beni biraz üzdü. Özellikle kraliçelerin bölümlerini okurken saray hayatını ve kendi bölgelerinin yansımalarını daha fazla okumak isterdim. Bu kadar yaratıcı bir kurgudan daha çok hikâye çıkardı sanki. Ancak maalesef yazar tek kitapla bitirmek istemiş. Biz de buna saygı duyuyoruz 🙂

“Kalbinin yönetimini sevgiye bırakırsan her şey olması gerektiği gibi olur.”

Dört Ölü Kraliçe, Astrid Scholte

Son olarak, kitap fantastik türünde sınıflandırılsa da ben distopya demeyi daha doğru buluyorum. Çünkü kitapta, fantastik bir ögeye neredeyse hiç rastlamıyoruz. Bütün koşullar distopyayı işaret ediyor. Bu yüzden ben bu kitabı tanımlarken distopya ve polisiyenin harmanlanmış hali ifadesini kullanmak istiyorum.

Yazarın Yazım Dili ve Diğer Kitapları

Dört Ölü Kraliçe: Bir Saray Polisiyesi - Bibliyoraf

Astrid Scholte’nin yalın ve akıcı bir dili var. Kitap, dört ana bölümden oluşuyor. Bu dört bölümün içinde de kısa kısa bölümler var. Bu sebeple okumak ve hikâyeyi kafamızda oturtmak kolaylaşıyor. Kapağı ve konusu itibariyle biraz gotik ve karamsar bir kitap gibi görünse de aslında öyle değil.

Yazarın ülkemizde yayınlanan tek kitabı olmasına rağmen aslında toplamda 3 kitabı mevcut. Dört Ölü Kraliçe, 2019 yılında yayımlanan ilk kitabı. Onun ardından 2020 yılında The Vanishing Deep, 2022 yılında ise League of Liars yayımlanmış. Konuları itibariyle oldukça ilginç olan bu kitaplar yazarın yaratıcı hayal dünyasını bir kez daha kanıtlıyor. Biz de bu kitapların dilimize çevrilmesini sabırsızlıkla bekliyoruz.

Dört Ölü Kraliçe kitabını incelediğim ve yorumlarımı sizlerle paylaştığım yazının sonuna geldik. Birkaç olumsuz noktaya rağmen oldukça keyif aldığım bir kitaptı. Sizler bu konuda ne düşünüyorsunuz? Yorumlara bekliyorum!

Beğenebileceğiniz diğer yazılarımız:

Yazıyı burada paylaş:

Yazı oluşturuldu 6

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.